Ege’deki ölümlerde ‘Frontex’ parmağı

Posted by

Önder Yılmaz – AB’nin hava, deniz ve kara sınırının güvenliğinden sorumlu Frontex’e, kanıtları tek tek sıralanarak eleştiriler yöneltilen raporda, “Kanıtlanan pek çok vaka Frontex’in geri itme uygulamasını bizzat gerçekleştirdiğini, fiilen destek verdiğini veya görmezden geldiğini göstermektedir” denildi.

Avrupa Ombudsmanı’nın, uluslararası raporlarda ve medyada yer alan eleştiri ve şikâyetler sonucu, Frontex’in şikayet mekanizmasının işleyişine ve Temel Haklar Yetkilisinin rolü ve bağımsızlığına ilişkin resen inceleme başlattığına dikkat çekilen raporda, “2020 yılında geri itmenin sadece Yunan otoriteleri tarafından değil Frontex ile iş birliği içinde uygulandığının daha açık hale geldiği görülmektedir” ifadeleri kullanıldı. Yunanistan ile Frontex’in ortak koordine ettiği “Poseidon Operasyonu”nda Danimarkalı bir devriye botunun, insan haklarını ihlal eden geri itme talimatını uygulamadığı aktarılan raporda, “Danimarkalı güvenlik botu ekseninde yaşanan olay Frontex’in Yunan sahil güvenliği ile uyumlu şekilde geri itme uygulamalarına katıldığının, bizzat bir polis şefinin hukuka aykırı talimatı yerine getirmemesi ile ortaya çıkması açısından önemlidir. Yaşam hakkının ihlali ile sonuçlanacak böyle bir talimatın verilebilmesi ve yaşanan olay, söz konusu uygulamanın rutinleştirildiğinin ve vicdanlı polis şefleri dışında ortaya çıkartılamadığının kanıtıdır” denildi. Raporda, Avrupa Parlamentosu üyelerinin, Frontex’in insan haklarına saygısını, şeffaflık, hesap verebilirlik standartlarına bağlılığını ve geri itme operasyonlarındaki suç ortaklığı iddialarını araştırmak için çalışma grubu kurmak üzere harekete geçtikleri de hatırlatıldı.

KDK’dan AB’ye çağrı

Raporunda AB’ye 22 maddelik çağrıda bulunan KDK, “göçmenlerle ilgili kararlarda insan hakları ve uluslararası koruma hukukunun temel alınmasını, göçe ne pahasına olursa olsun engel olma politikasının terk edilerek, göçün uluslararası hukuka uygun şekilde yönetimi politikasına dönülmesini, uluslararası insan ve sığınma hukukunun temel hak ve ilkelerinin ihlaline yönelik müdahalelere göz yumulmamasını, yapılan ihlallerin açıkça kınanmasını” talep etti. AB’ye yönelik beklentilerden bazıları şöyle dile getirildi:

Göçmenlerin kabulünde ve göçmenlere yapılan uygulamalarda dil, din, ırk ve renk ayrımına neden olan eylemlere müsaade edilmemeli.

Üye devletlere sağlanan desteğin insan hakkı ihlallerinde, sınır kontrolleri esnasındaki uluslararası hukuka aykırı eylemlerde ve geri itme uygulamalarında kullanılmaması yönünde tedbir alınmalı.

Yunanistan tarafından yapılan geri itme uygulamalarının sona erdirilmesi için baskı yapılmalı. Bu uygulamaların bağımsız ve tarafsız şekilde soruşturulması için tedbir alınmalı, yapılan soruşturmalar etkin bir şekilde takip edilmeli.
Şikâyet mekanizması

Geri itme iddialarını etkin şekilde soruşturmak için Türkiye tarafından iletilen kanıtları ve şahıslar tarafından iletilecek şikayetleri doğrudan inceleyecek ve Türkiye’deki mercilerle eşgüdüm içerisinde çalışacak, ulusal insan hakları kurumlarını, uluslararası örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarını içeren bağımsız ve tarafsız bir komisyon ve şikayet izleme mekanizması kurulması sağlanmalı.

Sivil toplum kuruluşları ve medya organları bölgede çalışma yapmalı.

Sınırları düzensiz şekilde geçen kişiler cezalandırılmamalı.

Frontex tarafından yapılan geri itme uygulamalarına son verilmeli. Frontex’in yaptığı iddia edilen geri itmeler etkin şekilde soruşturulmalı.

Frontex’in AB’ye komşu ülkelerle iş birliği anlayışı geliştirilmeli ve iş birliği artırılmalı.

Göç yollarındaki tehlikelerin azaltılması ve özellikle deniz yolculuklarının önlenebilmesi için tedbir alınmalı, iltica ve sığınma başvurularının alınmasını ve kısa sürede sonuçlandırılmasını sağlayacak izlenebilir ve denetlenebilir bir erişim imkanı geliştirilmeli.

‘Açık duruş sergile’

KDK, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne de mültecilerin korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmaların uygulanmasını gözetme görevi nedeniyle “açık bir duruş sergile” çağrısı yaptı. Geri itme vakalarına ilişkin istatistiki veri ve raporların düzenli olarak paylaşılması gerektiğini belirten KDK, “Yaşam hakkını dahi ihlal eder hale gelmiş olan sistematik ve sürekli nitelikteki geri itme uygulamaları karşısında yapılan açıklamalar güçlendirilmeli, yetki ve görev kapsamında ilgili kurumların harekete geçmesini sağlayacak faaliyetler artırılmalı. Göçmenlerin kabulünde ve göçmenlere yapılan uygulamalarda dil, din, ırk ve renk ayrımına neden olan ayrımcı göç politikalarına dikkat çekilmeli ve ülkelerin uluslararası hukuktan doğan sorumluluklarını yerine getirmeleri için daha çok KDK, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne de mültecilerin korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmaların uygulanmasını gözetme görevi nedeniyle “açık bir duruş sergile” çağrısı yaptı. Geri itme vakalarına ilişkin istatistiki veri ve raporların düzenli olarak paylaşılması gerektiğini belirten KDK, “Yaşam hakkını dahi ihlal eder hale gelmiş olan sistematik ve sürekli nitelikteki geri itme uygulamaları karşısında yapılan açıklamalar güçlendirilmeli, yetki ve görev kapsamında ilgili kurumların harekete geçmesini sağlayacak faaliyetler artırılmalı. Göçmenlerin kabulünde ve göçmenlere yapılan uygulamalarda dil, din, ırk ve renk ayrımına neden olan ayrımcı göç politikalarına dikkat çekilmeli ve ülkelerin uluslararası hukuktan doğan sorumluluklarını yerine getirmeleri için daha çok çaba sarf edilmeli” değerlendirmesini yaptı.

YARIN: KDK’NIN YUNANİSTAN’IN GERİ İTMELERİNE YÖNELİK TÜRKİYE’YE TAVSİYELERİ

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.