Münir Nurettin Selçuk’un vefatının ardından 43 yıl geçti

Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden bestekar, eğitmen ve koro şefi Münir Nurettin Selçuk’un vefatının ardından 43 yıl geçti.

Usta sanatçının ev ve müzik hayatına ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan torunu Nükhet Sirel, dedesinin dışarıda otoriter ama evde sevimli bir kişiliğe sahip olduğunu belirterek, “Gençlerle genç olmasını bilen, keyifli, birlikte gezmeyi, dolaşmayı, paylaşmayı seven bir dedeydi. Biz çok şanslıyız torunları olarak.” dedi.

Sirel, dedesiyle en uzun süreyi kendisinin geçirdiğini söyleyerek, “Bizim ondan öğrendiğimiz kadar, o da bizden öğrenirdi. Karşılıklı müziklerimizi öğrenirdik. Bizim o zaman tabii genç olarak Batı müziği, pop merakımız vardı ve dedeme pop öğrettik. Dedem mesela onları mırıldanırdı.” ifadelerini kullandı.

“80 yaşına kadar o ses kaybolmadı”

Selçuk’un müziğinin evrensel yönüne dikkati çeken Sirel, şunları kaydetti:

“Müzik evrensel ve çok önemli bir şey. Bütün yenilikleriyle dedemin evrene çok katkısı oldu. Ben öyle inanıyorum. Bir dönem aynı binayı paylaştık. Sonra ayrı olduk. Ondan sonra yaşlılığında annemin yanında yaşadı. Ben o zaman evlenmiştim ama tabii annemin evine sık sık gidip geldiğim için onu da sık sık görüyordum. Çok küçükken, beş yaşlarındayken dedemin provalarına katılırdım. Çok disiplinliydi ama çok da espriliydi.”

Nükhet Sirel, annesi Meral Selçuk ile dedesinin uzun yıllar beraber sahne aldığını aktararak, “Annem dedemle birlikte uzunca bir dönemini müzikal olarak paylaşmış. Birlikte sahne almış, yurt dışına gitmişler. Mısır, Irak oralarda birlikte konser vermişler. Ama annem evlendikten sonra müziği bıraktı. Sadece dinleyici olarak kaldı. Ama annemin tabii ki müzik bilgisi çok fazlaydı.” diye konuştu.

Münir Nurettin Selçuk’un torunlarının da dedelerinin sanat yolundan gittiğini söyleyen Sirel, şunları anlattı:

“Akşam sofralarında yemek yerken hep beraber sohbet ettiğimiz zaman bazen aşka gelir hepimize çok güzel şarkılar söylerdi ve inanın 80 yaşına kadar o ses kaybolmadı. Sesi için neler yapmazdı. Sürekli yaz sıcağında bir kere atkıyla dolaşırdı. Boğazını hep korurdu. Yediğine, içtiğine çok dikkat ederdi. Yemek konusunda da gurmeydi diyebilirim. Ağız tadı inanılmazdı. O konuda rahmetli anneannemi çok yormuş. Çünkü çok seçici bir insandı.”

Sirel, Kubbealtı Neşriyat tarafından okurla buluşturulan “İstanbul’un Engin Sesi/40 Yılın Ardından Münir Nureddin Selçuk” kitabında da dedesinin müzik hayatının aktarıldığını belirterek, eserin klasik Türk sanat müziği kesiti gibi bir yapıt olduğu değerlendirmesini yaptı.

Bu akşam, dedesinin vefat yıl dönümü dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) “100 Yıllık Cumhuriyet’in Sesi Münir Nurettin Selçuk” konseri düzenleneceğini kaydeden Sirel, bundan sonra da her yıl dedesi adına anma konseri düzenlemeyi planladıklarını vurguladı.

“Yetiştirdiği öğrencilerle bugün müzik dünyasındaki pek çok kişinin de önderliğini yapmış”

Müzisyen Hüseyin Kıyak da CRR’deki konserin Cumhuriyet’in 100. yılı için düzenlenen konserlerden biri olduğunu belirterek, “Çünkü Cumhuriyet kurulurken 1923’te Münir Nurettin de ününün ilk yıllarını yaşıyordu. Şark Musiki Cemiyetinin konserlerinde meşhur olmuştu. Biz de bu konseri öncelikle Cumhuriyet’in kuruluşu için bir saygı konseri olarak düzenledik.” dedi.

Konserin alışılmış bir anma etkinliği olmadığını vurgulayan Kıyak, şunları kaydetti:

“Sadece Münir Nurettin Selçuk’un eserlerinin arka arkaya sıralanmasından oluşan bir konser değil. Birinci bölümde, Selçuk’un defterinde ve onun hocalarından geçtiği eserler, yine kendi yazdığı yahut okuduğu şekilleriyle icra edilecek. Bilinenden farklı şekilleri var eserlerin. İkinci bölümde ise Selçuk’un eserleri onun okuduğu yahut yazdığı notalardan icra edilecek. Bu bakımdan aslında bir ilk. Bugüne kadar repertuvara girmemiş eserlerinden de örnekler sunulacak konserde. Birinci bölümde ayrıca repertuvar zenginliğini göstermek için türküden tangoya, zeybeğe varıncaya kadar pek çok formda eser örnekleri de sunulacak.”

Hüseyin Kıyak, usta sanatkarın özellikle Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminde bir köprü görevi yaptığını aktararak, “O geleneksel meşk yöntemiyle yetişmiş. Fakat sadece bununla kalmamış, Cumhuriyet’in getirdiği ilkeler doğrultusunda Batı’ya açılım da yapmış bir müzisyen. 1927’de Paris’e gidip şan dersleri alıyor. Batı dünyasını tanıyor. Giyiminden kuşamına varıncaya kadar bir sembol isim haline gelmiş aslında. Daha önceki okuyuş üslubunu değiştirmiş. Aldığı şan eğitiminin de etkisiyle daha önce var olan dini okuyuş üslubuna daha modern bir okuyuş üslubunu yerleştirmiş. Münir Nurettin, sadece bununla da kalmamış. Yetiştirdiği öğrencilerle aslında bugün içinde bulunduğumuz müzik dünyasındaki pek çok kişinin de önderliğini yapmış. Bugün hala onun öğrencileri ile öğrencilerinin öğrencileri hayatta. Dolayısıyla tam olarak bir köprü niteliği taşıyan bir müzisyen.” değerlendirmesini yaptı.

“Yazdığı bir eserin ilk kez dünya prömiyeri yapılacak”

Konserin koro şefi İhsan Özer ise Münir Nurettin Selçuk’un çok önemli bir icracı ve bestekar olduğunu söyledi.

Yazdığı eserlerin hem içerik hem de melodik olarak müzik hayatına son derece önemli izler bıraktığını vurgulayan Özer, “Biz bu konserde kendi yazdığı eserlerle iç dünyasında gizli kalmış meseleleri ortaya çıkarma adına birtakım şeyler yapacağız. Bu konserin en önemli özelliklerinden bir tanesi de ilk defa yazdığı bir eserin dünya prömiyeri olacak, bugün icra edilecek. O açıdan da konser önemli.” dedi.

Özer, konserde Selçuk’un tek olarak icra sırasında kullandığı gazel formunu, ilk kez koro ile seslendireceklerine işaret ederek, “Bunun haricinde nişaburek makamında Ali Rıfat Çağatay’ın bir eserini kendi düzenlemesiyle polifonik olarak çok sesli, geleneksel çalgılarımızla seslendireceğiz. Ayrıca bir de tango var. Bu tango da yine düzenlemesi yapılmış. Onun da yine geleneksel çalgılarla orkestrasyonu yapılarak icrası olacak.” ifadelerini kullandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir