Cevdet Yılmaz: “Kur korumalı mevduatta ciddi bir düşüş var”

Yılmaz, Anadolu Yayıncılar Derneği’ni ziyaretinde gündemi değerlendirdi, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin, son 20 yılda ekonomide sağladığı başarıyı büyük oranda siyasi istikrara borçlu olduğunu belirten Yılmaz, mayıs ayındaki seçimlerle siyasi belirsizliklerin ortadan kalktığını ve bunun ekonomi adına da en önemli zemini teşkil ettiğini söyledi.

Siyasi belirsizliklerinin yanı sıra politika belirsizliklerini de ortadan kaldırdıklarını ifade eden Yılmaz, özellikle Orta Vadeli Program (OVP) ile genel politika çerçevesinin çok net şekilde toplumla paylaşıldığını, böylece öngörülebilirliğin arttığı bir döneme girildiğini kaydetti.

Yılmaz, Türkiye’nin özellikle son üç yılda reel ekonomi tarafında çok büyük bir performans sağladığını vurgulayarak, pandeminin dünyayı etkilediği 2020, 2021 ve 2022 yıllarında Türkiye’nin, dünya ortalamasının çok üstünde bir büyüme performansı sergilediğini aktardı.

Siyasi istikrar ve reel ekonomideki bu gelişmeler zemininde enflasyonu aşağıya çekmeyi, fiyat istikrarını sağlamayı öncelikli hedefleri haline getirdiklerinin altını çizen Yılmaz, bunu yaparken de büyüme ve istihdamı da belli bir seyir içinde devam ettirmek gerektiğini söyledi.

Dezenflasyon sürecinin, gelecek yılın ortalarından itibaren belirgin şekilde ortaya çıkacağını anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Yazın yaşadığımız o yüksek enflasyonlar baza girmiş vaziyette. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde aylık bazda daha düşük bir rakamla gitsek de yıllık bazda baz etkisinden dolayı yüksek görünen bir enflasyonumuz olacak. 2024 ortalarından itibaren ise bazdan çıkmış olacak o yüksek artışlar ve hızlı bir şekilde bir enflasyondaki düşüşü görmüş olacağız. 2024’te bizim OVP’deki tahminimiz yüzde 33’tü. Merkez Bankamızla da istişare içinde doğrusu yapmıştık bunu. Ama sonraki gelişmeleri hep birlikte gördük. Jeopolitik birtakım gelişmeler, başka birtakım gelişmeler… Merkez Bankası 33’ten 36’ya revize etti rakamı. Çok büyük bir revizyon olmadı ama yine de belli bir fark oluştu. Yalnız orada da bir bant tarif etti Merkez Bankamız. 6 puan üstünde altında gelebilir şeklinde. Dolayısıyla 32 ile 42 arasında bir bant tarif etti. 33 rakamı hala o bandın içinde bir rakam. Ama bir miktar yukarı yönlü riskleri olduğunu görüyoruz. Belki ilave çabayla 33 bence sağlanamayacak bir rakam değil. Yani olasılıklar içinde bir rakam olarak duruyor. Enflasyonla ilgili genel anlamda tabloyu böyle gördüğümüzü söyleyebiliriz.

Tek haneye ne zaman ulaşacağız? Merkez Bankamızın da tahmini bizim de Orta Vadeli Program’daki çerçevemiz 2026. 2025’te 15’ler civarına düşen bir enflasyon, 2026’da da 8,5 civarında bir enflasyon tahminimiz var. Dolayısıyla Türkiye kademeli bir şekilde diğer dengelerini de gözeterek enflasyonu orta vadede tek haneli rakamlara düşürme politikalarını oluşturmuş durumda. Bunu da adım adım hayata geçiriyoruz.”

KUR KORUMALIDA CİDDİ DÜŞÜŞ VAR

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Merkez Bankası rezervlerinin önemli bir finansal gösterge olduğunu ifade ederek, mayıs ayında 98,5 milyar dolar seviyesine gerileyen rezervlerin 17 Kasım itibarıyla açıklanan rakamlarla 135 milyar dolar olduğunu, 36,5 milyar dolarlık bir artış gerçekleştiğini söyledi.

Kur korumalı mevduatın, yine finansal açıdan takip edilen göstergelerden olduğunu belirten Yılmaz, “Ağustos ayı itibarıyla bunun pik yaptığını gördük. 3 trilyon 408 milyar dolar seviyesine kadar yükselmişti kur korumalı mevduat. İzlenen politikalarla alınan tedbirlerle 17 Kasım haftası itibarıyla, hesaplarda toplam 640 milyar Türk liralık bir eksilme oldu kur korumalı mevduatta. Şu an geldiğimiz rakam 2 trilyon 768 milyar lira. Burada da gerçekten büyük bir performans olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kur korumalı mevduatta ciddi bir düşüş var.” şeklinde konuştu.

Kur korumalı mevduatı ani bir şekilde bitirme gibi bir perspektiflerinin olmadığını dile getiren Yılmaz, kur korumalı mevduatın kamuya risk oluşturmayan bir şekilde finansal sistemin içindeki enstrüman olarak da düşünülebileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, mayıs ayında toplam kredi hacminin bankacılık sektöründe 9 trilyon 129 milyar lira olduğunu, 17 Kasım itibarıyla bu rakamın 11 trilyon 107 milyar lira seviyesine yükseldiğini bildirerek, işletmelere sadece TL cinsinden kullandırılan net kredi toplamının seçimden bu yana 498 milyar lira olduğunu söyledi.

Deprem harcamalarının, aynı zamanda yatırım niteliğinde harcamalar olduğunu vurgulayan Yılmaz, konutların yanı sıra, ticaretin alt yapısını da inşa ettiklerini, bütün bunların aslında bölge ve ülke ekonomisi için de bir yatırım olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’nin (YTAK) yeniden ve yeni bir çerçeveyle devreye alındığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Çerçevemiz şu, Türkiye’yi ileriye taşıyacak, cari açığını düşürecek, teknolojik seviyesini yükseltecek, stratejik yatırımlara elverişli şartlarda ve uzun vadeli kredi sağlamak. Özellikle bu artan finansal maliyetlerin uzun vadeli stratejik yatırımlarımızı caydırmaması için bir çerçeve oluşturduk. En az 1 milyar lira değerinde olması gerekiyor bu yatırımların ve belli özelliklere sahip olması gerekiyor. Böyle olunca faiz oranları yüzde 15 ile 30 arasında bir rakam olacak. En iyi diyelim, bütün kriterleri tutturan projelerde yüzde 15’e kadar faizleri düşürme imkanı olacak. Bu stratejik yatırımlara önemli bir güç vermiş olacak. Bunun tebliğini Sanayi Bakanlığımız yayınladı. Merkez Bankamız da kendi düzenlemelerini yapıyor. Dolayısıyla daha detaylı bir şekilde Merkez Bankamız bunları inşallah kamuoyuyla paylaşacak. İlk etapta 100 milyar, orta vadede 300 milyar liralık bir Merkez Bankası kaynağı bu çerçevede kullanılmış olacak.”

-Merkez Bankasının toplumsal kredi notu çalışması

Merkez Bankasının üzerinde çalıştığı “toplumsal kredi notu”nun da önemine işaret eden Yılmaz, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın bu konuda daha detaylı bilgi vereceğini aktardı.

Belli alanlara kredi veren bankaların düzenlemelerle teşvik edileceğini, bu konuda bir çalışma yürütüldüğünü bildiren Yılmaz, şöyle devam etti:

“Batı’da bu tür uygulamalar var. Diyelim ki teknolojik yatırımlara siz daha fazla kredi verilmesini istiyorsunuz veya sosyal birtakım konulara da sosyal açıdan önemli gördüğünüz birtakım işlere daha fazla kredi sağlanmasını istiyorsunuz bankacılık sistemi kanalıyla. Bunu yapan bankaların karşılık oranlarını ayarlayabiliyorsunuz, büyüme performanslarına daha fazla esneklik sağlayabiliyorsunuz. Yaptığınız düzenlemelerle, objektif bir şekilde ölçerek, bu çalışmayı Merkez Bankamız, Bankacılar Birliğiyle, bankalarla birlikte yürütüyor ve önümüzdeki dönemde inşallah dediğim gibi detayları netleştikçe paylaşılacak.”

TROY KART’TA HIZLI GELİŞİM

Cevdet Yılmaz, Merkez Bankasının Troy Kart’a ilişkin de çalışmalarının bulunduğunu anlatarak, “Ödeme sistemleriyle yurt dışına giden kaynak 500 milyon dolar civarında her yıl. Bu da bize indirimli fiyat uyguladıkları halde. Yani onlar uygulanmasa indirimli fiyatlar çok daha büyük maliyetler olacak. Troy Kart gibi yerli milli ödeme sistemlerinin devreye girmesi, cari açık perspektifiyle ülkemizde bu kaynakların kalması açısından önemli. Troy Kart’ta son dönemlerde de bir hızlı gelişim görüyoruz. Önümüzdeki dönemde inşallah daha da artar.” ifadelerini kullandı.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx